Prof Dr Metin Özata
TIROID GUATR ENDOKRIN DIYABET DIYET ZAYIFLAMA METABOLIZMA
Ana Sayfa      GUATR      KARACİGER VE GUATR

KARACİĞER VE GUATR


KARACİĞER VE GUATR (TİROİD)

KARACİĞER VE GUATR (TİROİD)

Tiroid hastalıklarında karaciğer testlerinde bozulmalar olmaktadır. Karcaiğer testleri olarak bilinen SGOT, SGP, GGT ve alkalen fosfataz tetkiklerinde yükseklikler oluşabilir. Bu yükseklikler bazen tedavide kullanılan ilaçların etkisiyle de olabilir.

KARACİĞER TESTLERİNİ YÜKSELTEN HİPERTİROİDİ (ZEHİRLİ GUATR, GRAVES)

Tiroid bezinin aşırı çalışmasına yani aşırı tiroid hormonu üretmesine tıp dilinde hipertiroidi adı verilir. ‘’Hiper’’ Latince ‘’fazla’’ veya ‘’yüksek’’ manasına gelir. Hipertiroidi hastalığına tıp dilinde ‘’tirotoksikoz ‘’ adı da verilir. Tiroid bezinin aşırı çalışmasına halk arasında ‘’zehirli guatr’’ veya ‘’iç guatr’’ isimleri de verilmektedir. Bu isimlendirmeler maalesef yanlıştır; ne zehirlenme söz konusudur ne de bir iç guatr vardır. Elleriniz titriyor, ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize rağmen kilo veriyorsanız yada çabuk sinirleniyor ve çevrenize bağırıp çağırıyorsanız sizde tiroid bezi fazla çalışıyor olabilir.
Karaciğer testleri denilen SGOT, SGPT ve GGT tetkiklerinde artış olur ve tedaviyle bu artışlar düzelir, fakat bazı hastalarda ilaç tedavisiyle karaciğer tetkikleri gittikçe yükselebilir, o zaman radyoaktif iyot tedavisi yapılması gerekir.

Hipertiroidi hastalarında SGOT, SGPT, alkalen fosfataz ve GGT gibi karaciğer enzimlerinde yükseklikler saptanır. Bu enzim yükseklikleri aylar sürebilir. Bu nedenle karaciğer tetkikleri belirli aralıklarla takip edilmelidir.
Tedavi sırasında ilaçlara bağlı olarak karaciğer enzimlerinde hafif yükselmeler olabilir. Bu nedenle karaciğer testleri dediğimiz SGOT (AST) ve SGPT (ALT), alkalen fosfataz ve GGT düzeyleri sık aralarla takip edilmeli ve ilaç tedaviyle birlikte bu testler gittikçe artıyorsa ilaç kesilerek radyoaktif iyot tedavisine geçmek gerekir. Hipertiroidi hastalığının kendisi de SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz değerlerinde yükseklik yapar; ancak bu yükseklik ilaç tedavisiyle birlikte zamanla azalır. İlaç tedavisiyle bu testlerde azalma yerine artma oluyorsa o zaman kullanılan Propiltiourasil veya metimazol ilacının karaciğerde yan etki yaptığı sonucuna varılarak radyoaktif iyot tedavisi uygulamak gerekir. Propiltiourasil ilacı kullanan hastaların % 30’unda tedaviye başladıktan sonraki 2 ay içinde SGPT değerlerinde artış olabilmektedir. Bazı hastalarda propiltiourasil yerine metimazol ilacına geçilince nadiren de olsa karaciğer testlerinde düzelme olabilmektedir. Bu tür hastalarda antioxidan vitamin ilaçlarının destek olarak alınması faydalı olabilir.

KARACİĞER TESTLERİNDE BOZUKLUK YAPAN HİPOTİROİDİ

Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının (T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü, unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine neden olabilmektedir.

Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur. Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur. Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.

Karaciğer testleri denilen SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz tetkikleri tiroid yetmezliğinde kanda yükselir. Tedavi ile bu testler zamanla normalleşir. Safra kesesi hareketleri de azalmıştır.

Hipotiroidi hastalığı kan testleriyle kolaylıkla teşhis edilir. Test olarak T3, T4, TSH, anti-TPO antikoru ölçülür ve tiroid ultrasonu yapılır. Kanda serbest T4 hormonu düşük ve TSH yüksek ise hipotiroidi tanısı konur. Serum T3 düzeyleri değişkendir ve bazen normal sınırda olabilir. Çok nadiren hipofiz bezi yetmezliğine bağlı tiroid bezi yetmezliği olabilir, o zaman TSH hormonu düşük, T4 ve T3 hormonu da düşüktür. Tiroid bezi yetmezliği teşhis edilen hastalarda tam kan sayımı, karaciğer testleri ve kolesterol, trigliserit ve LDK kolesterol tetkikleri ile kalp grafisi (EKG) tetkiki yapılır. Kalp hastalığı riskini anlamak için kanda homosistein ve hassas CRP tetkiklerine bakılması faydalıdır. Kansızlık varsa kanda ferritin, B12 vitamini ve folat düzeylerine bakılarak demir eksikliği veya vitamin eksikliği olup olmadığı araştırılır.

Aşikar yani belirgin (tam) tiroid yetmezliğinde TSH hormonu kanda artar ve genellikle 10 IU/L’den daha yüksek çıkar; kandaki T4 ve T3 hormonları da düşmüştür.

Levotiroksin İlacıyla yapılan Tedavi:
Hipotiroidide vücudumuzda tiroid hormonu az olduğundan dışardan verilecek sentetik T4 hormonu ilaçları ile eksiklik giderilmeye çalışılır. Kullandığınız bu ilaçların içinde levotiroksin vardır ve vücudunuzda yapılan T4 hormonunun aynısıdır. Vücutta T4 hormonu eksik olduğundan bu ilaçlarla eksiklik giderilir. Tiroid yetmezliğinin tedavisinde ilaç tedavisinden başka bir tedavi şekli yoktur. Bazı hastaların sorduğu gibi ameliyat yapılmaz. Levotiroksin ilacı günde bir defa aç karna alınmalıdır. Aç iken alınırsa emilimi daha iyidir ve yaklaşık % 70’i emilir. İlaçları hep aynı zamanda almalı ve unutmamalıdır. Eğer aç karna alınca midede yanma veya ağrı oluyorsa ilacı tok karna alabilirsiniz. Tok karna alınınca ilaç emilimi azalacağından daha fazla ilaç almak gerekebilir. Bu durumu doktorunuza bildiriniz. Demir ilaçları, kalsiyum ilaçları, sukralfat isimli mide ilacı, lifli-posalı gıdalar, lif veya posa kapsülleri, antiasitler ve soya yağı aynı öğünde alınırsa tiroid ilacının emilimini bozar. Bu nedenle mümkün olduğu kadar tiroid ilacının alındığı öğünde başka ilaç alınmamalıdır.
İlaç kullanan hastalar hormon ölçümü için kan verecekleri zaman ilacı yutmadan kan vermelidir. Kan verdikten sonra ilaçlarını alabilirler. İlaç alındıktan 9 saat sonra da kan verebilirler.

Hipotiroidi ömür boyu tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Geçici bir hastalık değildir. Herhangi bir antibiyotik gibi ilaç kutusundaki ilaç bitince tedavinin kesildiği bir hastalık değildir. İlacı keserseniz şikayetleriniz tekrar başlar. Bu nedenle ilaçlarınızı kesmeyiniz.