Prof Dr Metin Özata
TIROID GUATR ENDOKRIN DIYABET DIYET ZAYIFLAMA METABOLIZMA
Ana Sayfa      METABOLIZMA
METABOLİZMA


 
 
 


Bazal metabolizma hızı nedir?

Bazal metabolizma vücudun istirahat halindeki iken yaktığı enerji miktarıdır. Bazal metabolizma her kişide farklıdır. Bu farklılık kişinin genetik yapısına ve hormonlarına bağlıdır. Haris-Benedict formulü ile bazal metabolizma hızı boy ve kiloya dayanarak hesaplanabilir. Haris-Benedict yönteminde bazal metabolizma hızı hesaplanırken aşağıdaki formülasyon kullanılır.
Bazal Metabolizma Hızı (Erkek) = 66.5 + (13.75 x Ağırlık-kg) + (5.03 x Boy-cm) - (6.75 x Yaş-yıl)
Bazal metabolizma Hızı (Kadın) = 655.1 + ( 9.56 x Ağırlık-Kg) + (1.85 x Boy-cm) - (4.68 x Yaş-yıl)

Metabolizma nasıl hızlandırılır?

Metabolizmayı hızlandırmak için şunları yapın:
  • Aşırı yemekten kaçının
  • Kas kitlenizi artırmak için spor yapın
  • İyi uyuyun
  • Dengeli yiyin
  • Yüksek Glisemik indeksli gıdalardan yani kan şekerini çok yukselten gıdalardan uzak durun
  • Kafeinden (çay, kahve, kola) uzak durun
  • Yeterli kalsiyum alın ( brokoli, badem, kabak, koyu sebzeler, süt, yoğurt ,peynir)
  • Alkolü azaltın
  • Öğün atlamayın, az ve sık yiyin
Mevsime, yaşa, cinsiyete ve ruhsal duruma göre metabolizma hızlanıp yavaşlar mı?

Soğuk aylarda yani kışın bazal metabolizma hızlanır, yazın yavaşlar. Tropikal yani sıcak ülkelerde yaşayanlarda metabolizma hızı %10-20 daha düşüktür. Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar. 30-35 yaşından sonra metabolizma yavaşlar . O nedenle yaş artıkça göbek bölgesinde yağlanma oluşur. Bunun temelinde insülin ve kortizol hormonundaki bozukluk vardır. Uzun boylu ve zayıf kişilerde bazal metabolizma hızı daha fazla yani hızlıdır. Vücutta yağ miktarı arttıkça metabolizma yavaşlar. Erkeklerde bazal metabolizma kadınlara göre daha fazladır. Ergenlik döneminde ve hamilelikte metabolizma hızı artar. Ruhsal durum metabolizmayı etkiler. Depresyon metabolizmayı bozar, yavaşlatır ve kilo aldırır. Korku anında kanda artan adrenalin hormonu metabolizmayı artırır. Her on yıl için bazal metabolizma hızında yüzde 2 azalma olur. Hızlı kilo alıp vermeler metabolizmayı yavaşlattığı gibi vucut ısısının artması da metabolizmayı artırır. Metabolizma yavaşlayınca yağ depolanması artar. Bununla birlikte kas kitlesi artarsa metabolizma artar. Yüksek glisemik indeksli karbonhidrat (yani kan şekerini çok yükselten gıdalar ) yenirse bunlar yağ olarak depolanır ve metabolizmayı yavaşlatır. Kilo artınca insülin direnci artar, uyku bozulur ve stres artar. İnsülin direnci, hormon bozuklukları, uykusuzluk ve stres metabolizmayı yavaşlatan etkenlerdir. Metabolizmayı zayıflatan diğer nedenler kilo alıp vermeler ve hareketsiz yaşamdır.

Az az sık sık yemek metabolizmayı hızlandırır mı?

Az ve sık yemek metabolizmayı hızlandırır. Bunun nedeni az ve sık yemekle kan şekerinin inip çıkmalar göstermemesi ve bu sayede kandaki insülin hormon salgısının daha düzenli olmasıdır. İnsülin hormonu dengede olunca metabolizma hızlanır. Metabolizmayı yavaşlatan en önemli etkenlerden birisi kanda insülin hormon yuksekligidir. Az ve sık yemek insulin hormonunda ani inip çıkmaları önleyerek metabolizmayı düzenler ve daha kolay kilo verilir.

Hangi gıdalar metabolizmayı hızlandırmaya yardımcı olur?

Baharatlar metabolizmayı artırır. Kırmızı acı biber ve hardal ve diğer baharatlar metabolizmayı artırır. Proteinli gıdalar daha tok tutar ve metabolizmayı artırır. Kafein de metabolizmayı artırır. Yeşil çay içenlerde metabolizma biraz artar.

Metabolizmanın yavaş olması ne demektir? Bir hastalık mıdır? Genetiksel bir şey midir?

Metabolizma hızı genetik, çevresel etkenler ve hormonlardan etkilenir. Egzersiz veya hareketli yaşam metabolizmayı artırırken, yaşın ilerlemesi azaltır. Tiroid hormonu, erkeklik hormonu (testosteron) buyume hormonu, stres hormonu olarak bilinen adrenalin ve noradrenalin metabolizmayı artırır. Proteinli gıdalar metabolizmayı artırır Ortamın sıcak olması metabolizmayı azaltırken, hastalık hali, ateş ve enfeksiyon metabolizmayı artırır. Kötü beslenme metabolizmayı yavaşlatır. Uyku metabolizmayı azaltır. Metabolizmayı en çok artıran egzersiz yani spor yapmaktır. Hormonlardan da en çok tiroid hormonları metabolizmayı artırır. Uzun açlık metabolizma hızını yavaşlatır. Kilo veremeyen kişilerde mutlaka hormon bozukluğu vardır. Metabolizmanız yavaş ve kilo veremiyorsanız mutlaka hormon kontrolunden geçmek ve bir Endokrin uzmanına başvurmak gerekir. Kilo veremeyen hastalarda gördüğüm en önemli bozukluklar insülin, tiroid, prolaktin gibi hormonlardaki bozukluklarıdır.

Ne Yapmalı?

Metabolizma hızlandırmak için önce altta yatan nedeni ortaya koymak gerekir. Kilo veremiyorsanız diyet yapmadan once mutlaka bir Endokrin uzmanına başvurarak hormon tetkiki yaptırarak metabolizma yavaşlığının nedenini bulmak gerekir. Aksi takdirde yapılacak diyetler başarısız olmaya mahkumdur. Tiroid yetmezliği yani hipotiroidi bulunan bir kişinin yeteri kadar tedavi olmadan kilo vermesi zordur. İnsülin hormonu bozuk bir kişinin sadece diyet yapmakla zayiflaması yine imkansızdır. Bu tur hormon bozukluklarının uygun şekilde tedavisiyle birlikte biz kişilere glisemik indeks diyeti öneriyoruz. Bilimsel olarak sağlıklı olduğu kanıtlanan beslenme ‘’Glisemik Indeks diyeti ‘’ yani kısaca GI Diyeti yapmaktır. Glisemik indeks diyetinin esası kan şekerini yukseltmeyen gıdaları seçmek ve yemektir. Özellikle ülkemizde beyaz ekmek yeme oranı çok yüksektir. Beyaz ekmek kan şekerini bozmakta, kilo yapmakta ve kişileri hızla şeker hastası yapmaktadır. Artık köylerde bile beyaz ekmek yenmektedir. Bu kadar zararlı beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeğine geçmek bence ülkemizin en önemli beslenme sorunudur. Beyaz ekmek yerine tam buğday ekmeği, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı yemek, patates püresi veya patates kızartması yerine haşlanmış sebze veya bakliyat yemek, beyaz makarna yerine kepekli veya ıspanaklı makarna yemek , Kola ve gazoz yerine su içmek ve Tatlı yerine meyve yemek daha sağlıklıdır. Diğer bir öneri de bol su içmektir. Günde 2-2,5 litre su içmek gerekir. Ülkemizde su içme miktarı azdır. Az su içmek ve kahvaltı yapmamak kiloyu artıran en önemli yanlışlardan birisidir. Diğer önemli bir konu akşamları çok yemektir. Ülkemizde genellikle akşam yemekleri fazladır ve uyuyuncaya kadar televizyon başında devamlı atıştırmalar olmaktadır. Oysa akşamları metabolizma yavaştır ve fazla kalori alınınca kilolar artmaktadır. Sabahtan öğleye kadar metabolizma daha hızlıdır. Bu nedenle sabah ve öğle fazla akşam daha az yemek gerekir. Hareketli olmak ve egzersiz yapmak da metabolizmayı artırır. Her gün yarım saat yürümek sağlık ve kilo için çok faydalıdır. Diğer bir önerim lokanta ve restaurant sahiplerinedir. Ülkemizde çoğu lokantada bulgur pilavı ve bakliyat yemeği pek bulamazsınız. Ancak kan şekerini bozan sağlığa zararlı pirinç pilavı ve patates kızartması veya patates püresi bulursunuz. Son zamanlarda gittikçe artan kebapçılarda da etin yanında mutlaka pirinç pilavı, patates kızartması veya patates püresi gelir. Oysa et yemeği yanında bulgur pilavı , birkaç kaşık bakliyat (kuru fasulya, barbunya, nohut gibi) veya sebze haşlaması daha faydalıdır. Bu tür bir değişim halkın sağlığına ve yeme alışkanlığı değişikliğine büyük katkı sağlayacaktır.

Lahana hapı, hızlandırıcı çay diye piyasada satılan ürünler metabolizmayı hızlandırırlar mı?

Piyasada satilan her türlü bitki, sebze ve meyve hapı metabolizmayı hızlandırmaz. Bu tur urunlerin klinik olarak test edilmesi gerekir. Klinik olarak test edilmemiş bu tur urunler onermiyoruz. Kilo veremeyen kişilere önerimiz oncelikle kilo almaya neden olan hormon bozukluğunun ortaya konması için hormon testlerini yaptırmalarıdır. Teşhis olmadan tedavi olmaz. Kilo alan kişilerin çoğunda mutlaka hormon bozukluğu vardır. Çeşitli yontemlerle biraz kilo verseler bile kısa zamanda daha çok kilo alırlar. Önemli olan altta yatan yani kilo yapan hormon bozuklugunun tedavisidir.

KAYNAKLAR
1. Prof Dr Metin Özata, kalıcı Zayıflama Rehberi, Gürer yayınları, 2009
2. http://www.zayiflamadr.com
3. http://www.diyetdr.com
4. http://www.reaktifhipoglisemi.com
KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?

KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?

1. Açlık kan şekeri sağlıklı kişide 90 mg/dl altında olmalı.
2. Tokluk kan şekeri sağlıklı kişide 2. saatte 140 mg/dl nin altında olmalı.

AÇLIK KAN ŞEKERİ SAĞLIKLI KİŞİDE 90 mg/dl den Fazlaysa Ne Yapmalı?
1. Şeker yükleme testi yapılmalı. Buna OGTT denir. 75 gram glukozla 3 saatlik OGTT yapılır. Saat başı alınan kanlarda hem insülin hem glukoz bakılır.

2. Sağlıklı kişide açlık kan şekeri 90 mg/dl'den fazlaysa gizli şeker hastalığı ihtimali yüksektir. Hele ailede diyabet var ve kilonuz fazlaysa bu olasılık daha fazladır.

GEBELİKTE KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?

Gebelikte açlık kan şekeri 90 mg/dl nin altında tokluk kan şekeri 1. saat 130 mg/dl nin altında, tokluk 2. saat kan şekeri 120 mg/dl nin altında olmalı. Gebelikte açlık kan şekeri 90 mg/dl den fazlaysa 100 gramlık OGTT 3 saatlik olarak yapılır.

SAĞLIKLI KİŞİDE HbA1c YÜKSEKSE GİZLİ ŞEKER VARDIR
Sağlıklı bir kişide ölçülen HbA1c normalden yüksekse gizli şeker hastalığı vardır. Önce açlık kan şekeri ve tokluk kan şekerine bakılmalıdır. Veya OGTT denilen şeker yükleme testi yapılmalıdır.

SAĞLIKLI KİŞİDE AÇLIK İNSÜLİN HORMONU KAÇ OLMALI?
Sağlıklı kişide açlık insülin hormon düzeyi 10 un altında olmalıdır.


ŞEKER HASTALARINDA KAN ŞEKERİ KAÇ OLMALI?
Şeker hastalarında ideal olanı açlık kan şekeri 100 mg/dl nin altında tokluk kan şekeri 2. saat 140 mg/dl altında olmalıdır. Ancak 60 yaşın üzerinde bu değerler biraz yüksek tutulmalıdır. Örneğin 60 yaşın üzerinde açlık kan şekeri 110 mg/dl altında olmalı tokluk kan şekeri 2. saat 160-180 mg/dl altında olmalı.

ŞEKER HASTALARINDA HbA1c KAÇ OLMALI?

Şeker hastalarında HbA1c % 6.5 altında olmalıdır.


DİYABET- ŞEKER HASTALIĞI NEDİR?
Diyabet veya Şeker Hastalığı pankreas bezinden salgılanan insülin hormonunun yetersizliği veya iyi etki edememesi sonrası ortaya çıkan ve kendisini kan şekerinde yükselme ile gösteren bir hastalıktır. Kanda şeker yüksekliği ise vücudumuzda ve organlarımızda hasarlar yapabilir. Bu nedenle kan şekerinin normal seviyelere getirilmesi büyük önem taşır. Düzenli olarak Endokrin uzmanına gitmek, sağlıklı beslenme, egzersiz , vücut bakımı ve ilaçların düzenli kullanımı gerekir.

GİZLİ ŞEKER NEDİR?
Şeker hastalığı oluşmadan önce hastalar gizli şeker aşamasındadır. Bu dönemde henüz açlık kan şekeri 90 ile 126 mg/dl arasındadır. Gizli şeker varsa şeker hastalığını % 60-70 önleme şansınız vardır. Bu şansı iyi kullanınız.

DİYABET OLDUM DİYE MORALİNİZİ BOZMAYINIZ
Diyabetin başlıca nedeni ailede şeker hastalığı olması, kilo alma,yanlış beslenme, üzüntü, sıkıntı, stres ve depresyondur. Şeker hastası oldum diye moralinizi bozmayınız. Sağlıklı beslenme, uygun ilaçlar, vitaminler ve egzersiz ile bu hastalığın size zarar vermesini önleyebilirsiniz.

PANKREAS BEZİ VE HORMONLARI

Pankreas bezi karında midenin altında bulunan bir organımızdır. Erişkinlerde boyu 15-20 cm, ağırlığı ise 70-100 gram arasındadır. Pankreas, hem bağırsaklara sindirim için gerekli enzim salgıları yapar hem de hormon salgısı yapar. Pankreas bezinin gıdaların sindirimiyle ilgili salgıladığı enzimler tripsin, kimotripsin, elastaz, karboksipeptidaz, lipaz ve amilaz gibi enzimlerdir. Bu enzimler pankreasın Wirsung ve Santorini isimli kanallarıyla kanallarıyla duodenuma (onikibarsarsak) dökülür.

Pankreasın bezinin hormonları ise bez içine dağılmış özel hücre grupları (Langerhans adacıkları) vasıtasıyla gerçekleştirilir. Burada üretilen hormonlar (insülin, glukagon, vs.) dolaşıma katılır ve hedef dokulara ulaşarak etkilerini gösterirler.
Langerhans adacıkları erişkin pankreasında 0.5-1 milyon arasında değişen sayıdadır. Bu adacıkların toplam ağırlığı 1-2 gram kadar olup, pankreasın total ağırlığının %1-1.5’unu oluşturur. Langerhans adacıklarında başlıca 4 hücre tipi vardır:
  • A (alfa) hücreleri
  • B (beta) hücreleri
  • D (delta) hücreleri
  • F (PP) hücreleri
A hücreleri adacık hücrelerinin %15’ini oluşturur. Glukagon, proglukagon, glukagon-like peptid 1 ve 2 salgılar. B hücreleri adacıklarda en fazla bulunan hücre tipidir (%60-70) ve bunlar insülin, C-peptid, proinsülin, amilin ve GABA isimli hormonları salgılar. D hücreleri (%10) ise somatostatin hormonu salgılar. F hücreleri (%15) ise pankreatik polipeptid isimli bir hormon salgılar.

Pankreastan salgılanan hormonlar birlikte çalışarak kan şekerinin düzenlenmesine, iştah, metabolizma ve vücut ağırlığına etki ederler. İnsülin bir açlık hormonu olup iştahı artırır. İnsülin ayrıca yağ depolanmasını sağlayan bir hormondur. Glisemik indeksi yüksek gıdalar yenince aşırı insülin salgılanır. İnsülin yüksekse kilo vermek zorlaşır.




GÖBEK GİZLİ ŞEKER HABERCİSİ

GÖBEK GİZLİ ŞEKER HABERCİSİ

Kilo almak ve özellikle göbek bölgesinde yağlanma insülin direnci ve gizli şekeri olanlarda sık görülen bir durumdur.

Yağların göbek bölgesinde birikmesi iç organlar etrafında yağların arttığını gösterir. Eğer göbek çevresi 80 cm yi aşmaya başlamışsa sizde gizli şeker ve insülin dienci olma olasılığı yüksektir.

Obezite yani kilo almaya neden olan hormonlardan birisi kanda insülin hormonunun yemek sonrası yüksek olmasıdır. Yüksek glisemik indekse sahip yani kan şekerini hızlı yükselten karbonhidratların devamlı fazla yenmesi kanda insülin hormonunun hep yüksek olmasına, doygunluğun kısa süreli olmasına, acıkma ataklarına ve kilo almaya neden olur. Kandaki aşırı insülin kilo almanızın en önemli nedenidir. Bu nedenle kanda insülin düzeyini normal sınırlarda tutmak kilo vermenizi sağlamaktadır. Kanda yüksek olan insülin önceleri kan şekerini hücrelere sokar, fakat daha sonra bu görevini yapamaz hale gelir. İşte insülin hormonunun yeterince etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir. İnsülin direnci’ni kan damarıyla hücre arasında bulunan bir duvar olarak düşünebilirsiniz. Bu duvar (insülin direnci) kandaki glukozun kas ve yağ hücresine girmesini önler. Duvar yükseldikçe (insülin direnci arttıkça) kan şekerinin hücreye girmesi için daha fazla insülin salgılanması gerekir. Pankreastan salgılanan insülin hormonu salgısı, belirli bir süre sonra pankreas bezinin çok çalışmaktan dolayı yorulması nedeniyle azalır ve şeker hastalığı ortaya çıkar. Bu süreçte önce reaktif hipoglisemi (acıkma atakları), gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.

İnsülin direncinin etkili olduğu yerler kaslar ve karaciğerdir. Kandaki şeker kaslar ve karaciğer tarafından çok miktarda alınır. Eğer direnç varsa yani insülin yeterince etkili değilse yemek sonrası kanda artan şeker kas ve karaciğere giremediği için kanda birikmeye başlar ve kan şekeri yükselir.

İnsülin hormonu yağ dokusundan yağların çözülmesini engelleyen bir hormondur. İnsülin etkisi azalınca yağ dokusundan yağlar çözülmeye başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar artmaya başlar.

Karaciğerde oluşan şeker üretimi sağlıklı kişilerde insülin hormonu tarafından baskılanır. Şeker hastalarında ise insülin etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı miktarda şeker üretilir ve kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100 mg/dl ‘yi geçtiği andan itibaren karaciğerde şeker üretimi artmış demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır ve o yüzden kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme olasılığı artar. Özellikle yağın karında iç organlar etrafında birikmesi şeker hastalığı riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan çözünen yağ asitlerinin kanda çok artması hem insülinin çalışmasını bozar hem de bu yağların depolanmaması gereken pankreas gibi dokularda depolanması da şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan leptin, adiponektin, TNF-alfa gibi hormonların fazla veya azlığı da şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.

İnsülin Yüksekliğinin Belirtileri:
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır

İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli nedeni şunlardır:

1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.

Karbonhidratların fazla alınması insülin salgılanmasını artırdığı gibi kalorinin fazla alınması da yağ oluşmasına neden olacak şekilde insülin yüksekliği oluşturur.

GİZLİ ŞEKER NEDİR?

Açlık kan şekerinin 100 ile 126 mg/dl arasında olmasına ‘’Açlık Kan şekeri Bozukluğu’’ adı verilirken, kan şekerinin yükleme testi (OGTT) sırasında (75 gram glukozla yapılan şeker yükleme testinde) 2. saattte 140 ile 199 mg/dl arasında çıkmasına ise '‘ Şeker Tolerans Bozukluğu’’ veya ‘’Gizli Şeker’’ adı verilir. İşte hem açlık kan şekeri bozukluğuna hem de glukoz tolerans bozukluğuna ‘’Pre-Diyabet’’ adı verilir. ‘’Pre’’ sözcüğü latince ‘’ön’’ veya ‘’erken’’ anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle şeker hastalığının ön veya erken devresi demektir. Bu kişilerde diyabeti önleme programı ile (sağlıklı beslenme, egzersiz ve fazla kiloların verilmesi) hastalık geriletilebilir veya ortaya çıkması geciktirilir.


NE YAPMALI?

Göbek ve fazla kilo varsa mutlaka bir ENDOKRİN UZMANINA başvurup hormon tetkikleri yaptırınız.

Prof Dr Metin Özata nın hazırlamış olduğu Gİ DİYETİ kitabını okuyunuz ve glisemik indeks diyeti yapınız.
Fırsat buldukça yürüyünüz veya egzersiz yapınız


İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE ZAYIFLAMA

İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE KİLO VERME

İnsanlarda iştah ve yeme olayı beyindeki hormonlardan etkilendiği gibi psikolojik nedenler de olabilir.

DUYGUSAL YEME NEDİR:

Duygusal yeme gerçekten acıkmadığı halde duygusal nedenlerle yeme olayıdır. Psikolojik olarak zayıf olduğunuz anda, sıkıntı, stres, anksiyete, sinirlilik durumunda , bir güçlükle karşılaşınca yemek yeme olayı duygusal yani psikolojik yemedir.
Stresi olan kişilerde kilo alma olayı fazla görülür. Bunun nedenleri şunlardır:
1.Stres kanda kortizol hormonunu artırır. Artan kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdalar yemeye neden olur ve açlık atakları yapar. İşsizlik, boşanma, havanın kötü olması, işin yoğun olması sizi yemeye yönlendiriyorsa bu psikolojik kökenlidir. Özellikle çikolata ve şeker yemeye yönelme bu durumda artar. Bu gıdalarda beyindeki mutluluk hormonu olan serotonini artırarak sizi rahatlatır. Ancak bu atıştırmalar kiloyu artırmaya başlar.

2.Açıkmadığı halde yemek yeme olayı sosyal nedenlerle yapılan toplantı yemekleri nedeniyle olabildiği gibi sinirlilik, onceden çocukluk döneminden kalma alışkanlık nedeniyle de olabilir.


PSIKOLOJIK YEME NASIL ANLAŞILIR?

Aşağıdakilerden birisi sizde varsa psikolojik olarak fazla yeme durumunuz var demektir:

1.Aç değilken yiyorsanız
2.Gizli olarak yemek yiyorsanız
3.Kısa zamanda çok yiyorsanız
4.Yiyince sakinleşiyorsanız
5.Kızgın, kötümser iken çok yiyorsanız


PSPSİKOLOJİK YEME DURUMUNDA NE YAPMALI?

1.Yemek yedikten hemen sonra acıkkma oluyorsa hemen tatlı yemeyin biraz bekleyin
2. Biraz su için, müzik dinleyin, kitap veya başka şeyler okuyun,
3.Etrafınızda ve yanınızda kilo aldırıcı tatlı gıdalar bulundurmayın
4.Hergün ne yediğinizi ne zaman ve hangi ruh halinde ne yediğinizi bir yere not edin. Sizi yemeye yönlendiren olayları saptamaya çalışın
5.Eğer mutlaka yemek zorunda hissediyorsanız meyve, grisini, tam buğday ekmeği ile yapılmış tost, birkaç badem veya ceviz, kuru erik, salatalık, yoğurt , müsli yiyin.
6.Az ve sık yiyin. Karbonhiratlardan uzak durun. 3 ana öğün 3 ara öğün yapaın.
7.Dışarı çıkın, yürüyüş yapın. Egzersiz açıkma ataklarını azaltır.

GERÇEK ACIKMA ATAKLARI NEDİR?

Gerçek acıkma atakları bazı hormon bozukluklarından oluşur. En önemli nedenler insülin direnci, tiroid yetmezliği, prolaktin yüksekliği , polikistik over gibi hastalıklardır.

EN SIK NEDEN: HİPOGLİSEMİ-YEDİKÇE ŞEKER DÜŞMESİ

Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız, çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı olmasıdır.
Kilolu kişilerde hipoglisemi atakları daha fazla görülürse de, normal kilolu ancak egzersiz yapmayan ve depresyon yaşayan kişilerde de kan şekeri düşüklüğü olabilir. Bu kişilerin bir kısmı psikolog ve psikiyatrlarda depresyon tedavisi görürler. Kan şekerinde düşme, genellikle sabah saat 11.00 ve öğleden sonra saat 16.00 civarında daha sık olur. Bu hastalar bu saatlerde biraz daha yorgun olurlar, hafif baş ağrısı, depresyon ve derin bir açlık hissederler. Bu nedenle de, bu saatlerde çikolata, kek, pasta, kurabiye yer veya kola içerler. Bu gıdaları alan kişinin şikayetlerinde hafif bir düzelme olur. Sabah saat 11.00’de oluşan kan şeker düşüklüğünün nedeni sabah kahvaltıda yenen şekerli ve nişastalı gıdalardır. Öğle yemeğinde yenen tatlı ve nişastalı gıdalar da öğleden sonra, saat 16.00’da kan şekeri düşmesine neden olur. Buna karşılık sabah ve öğleyin proteinli gıda alanların kan şekerinde pek düşme olmaz. Kan şekeri düşünce yenen şekerli gıdalar 30-60 dakika süreyle bir rahatlık sağlar, ama daha sonra kan şekeri tekrar düşer. Sonunda bu kişiler gün içinde kan şekerinde yükselme ve düşmeler yaşar ve bol miktarda şeker, çikolata ve buna benzer şekerli gıdalar tüketirler. Bu kişiler sabah kalktıklarında huzursuzdurlar, kavga etmeye ve tartışmaya eğilimlidirler. Bir şeyler yedikten sonra rahatlarlar.

Bazı kilolu kişiler ise diyete başladıktan sonra, baş dönmesi ve açlık atakları ortaya çıktığı için diyeti bırakırlar. Bunun nedeni kan şekerinin düşmesidir. Kan şekerinin düşmesini önlemek için, tam tahıl ürünleri (tam buğday ekmeği, çavdar gibi), sebze ve meyve yemelidir. Bu kişiler diyet yaparken üç ana öğün üç ara öğün yemek yemelidirler.
Hipoglisemi-şeker düşmesi ataklarının olması stres hormonlarını yani adrenalini artırır ve anksiyete, panik atak ve depresyon gibi psikoloji sıkıntılar ortaya çıkar.
Kısaca özetlersek, kan şekeri düşmelerine tıp dilinde hipoglisemi denir ve bu kişilerde şu belirtiler ortaya çıkar:
·Halsizlik, bitkinlik
·Psikolojik durumda değişiklik
·Sinirlilik
·Baş ağrısı
·Ellerde titreme
·Bulantı
·Görmede bulanıklık veya çift görme
·Soğuk terleme
·Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme
·El ve ayakta çözülme, iç titremesi ve kas ağrıları
·Baş dönmesi
·Soluk ve terli bir görünüm
·Ani başlayan bir yorgunluk hissi
·Şiddetli yorgunluk
·İç ezilmesi ve yeme isteği
·İsteksizlik
·Anksiyete, depresyon ve kontrolü kaybetme
·Allerjiler (astım, saman nezlesi ve ciltte alerjik bulgu eğilimi)
·Bazı şeylerden korkma (fobi)
·Uykusuzluk
·Şekerli gıdalara saldırma
·Unutkanlık
·Sebepsiz yere ağlama
·Şiddetli kan şekeri düşmelerinde bayılma ve koma

ACIKMA ATAKLARI VAR VE KİLO ALIYORSANIZ BİR ENDOKRİN UZMANINA başvurun. Psikolojik yemeler ile gerçek hipoglisemi bazen bir arada olabilir. O zaman hem Endokrin Uzmanına hem Psikiyati uzmanı veya psikologa birlikte gitmek gerekir.


KADINLARDA YORGUNLUK VE HALSİZLİK

KADINLARDA HALSİZLİK VE YORGUNLUK

Kadınlarda erkeklere göre daha fazla halsizlik ve yorgunluk sıkıntısı vardır. Bunun nedeni bazı hormon hastalıkların kadınlarda daha fazla görülmesidir.
Kadınlarda Halsizlik ve yorgunluk yapan nedenlerin başlıcaları şunlardır:

1. Kansızlık (anemi)
2. Reaktif hipoglisemi (kan şekeribde yemek sonrası oluşan düşmeler)
3. Gizli Şeker
4. Tiroid hormon yetmezliği (hipotiroidi, Hasshimoto hastalığı)
5. Depresyon veya maskeli depresyon
6. Bazı hormon bozuklukları
7. Bazı mineral eksiklikleri ( demir, sodyum, potasyum, mağnezyum, kalsiyum gibi)
8. Bazı vitamin eksilikleri (B12, folik asit gibi)


Halsizlik ve yorgunluğunuz fazlaysa bir ENDOKRİN UZMANINA başvurarak muayene olunuz.


YORGUNLUK YAPAN REAKTİF HİPOGLİSEMİ NEDİR ?

Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız, çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı olmasıdır.



YORGUNLUK YAPAN TİROİD YETMEZLİĞİ VE HASHİMOTO NEDİR?


Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının (T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü, unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine neden olabilmektedir.
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur. Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur. Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.

Tiroid bezi yetmezliğinin en sık nedeni Hashimoto Hastalığı geçirmektir. Hashimoto hastalarının hemen tamamında hipotiroidi kalıcı olarak yerleşir. Bu hastalıkta tiroid bezi, nedeni bilinmeyen bir şekilde küçülür ve hormon yapacak hücreler azalır; sonuçta tiroid hormonu az yapıldığından tiroid yetmezliği ortaya çıkar.



Hipotiroidi hastalığı kan testleriyle kolaylıkla teşhis edilir. Test olarak T3, T4, TSH, anti-TPO antikoru ölçülür ve tiroid ultrasonu yapılır. Kanda serbest T4 hormonu düşük ve TSH yüksek ise hipotiroidi tanısı konur. Serum T3 düzeyleri değişkendir ve bazen normal sınırda olabilir. Çok nadiren hipofiz bezi yetmezliğine bağlı tiroid bezi yetmezliği olabilir, o zaman TSH hormonu düşük, T4 ve T3 hormonu da düşüktür. Tiroid bezi yetmezliği teşhis edilen hastalarda tam kan sayımı, karaciğer testleri ve kolesterol, trigliserit ve LDK kolesterol tetkikleri ile kalp grafisi (EKG) tetkiki yapılır. Kalp hastalığı riskini anlamak için kanda homosistein ve hassas CRP tetkiklerine bakılması faydalıdır. Kansızlık varsa kanda ferritin, B12 vitamini ve folat düzeylerine bakılarak demir eksikliği veya vitamin eksikliği olup olmadığı araştırılır.
Aşikar yani belirgin (tam) tiroid yetmezliğinde TSH hormonu kanda artar ve genellikle 10 IU/L’den daha yüksek çıkar; kandaki T4 ve T3 hormonları da düşmüştür.
Başlangıç halindeki tiroid yetmezliğinde ise TSH hormonu 4 ile 10 IU/L arasındadır. Bu durumda T3 ve T4 hormonları normal sınırlar içindedir.
Bu hastalarda ölçülen anti-TPO ve anti- Tiroglobulin antikorları kanda yüksek çıkarsa tiroid yetmezliğini Hashimoto hastalığının yaptığına karar verilir.



YORGUNLUĞUN DİĞER NEDENLERİ

Şeker hastalığı ve bazı enfeksiyonlar da önemli yorgunluk nedenidir. Yorgunluk ayrıca kalp, böbrek, bağırsak ve diğer organ hastalıklarında da görülebilir.
Aşırı çalışma, stresli bir yaşam uykusuzluk ve depresyon yorgunluğun önemli nedenlerindendir.
Aşırı kilo alma ve gece kısa süreli nefes durması (apne) sabahları sersemlemiş bir şekilde ve yorgun kalkmaya neden olur.
Hareketsizlik, spor yapmamak ve beslenmenin bozuk olması da önemli yorgunluk nedenleridir.


İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE ZAYIFLAMA

İŞTAH (ACIKMA), DUYGUSAL YEME, GERÇEK YEME VE KİLO VERME

İnsanlarda iştah ve yeme olayı beyindeki hormonlardan etkilendiği gibi psikolojik nedenler de olabilir.

DUYGUSAL YEME NEDİR:

Duygusal yeme gerçekten acıkmadığı halde duygusal nedenlerle yeme olayıdır. Psikolojik olarak zayıf olduğunuz anda, sıkıntı, stres, anksiyete, sinirlilik durumunda , bir güçlükle karşılaşınca yemek yeme olayı duygusal yani psikolojik yemedir.
Stresi olan kişilerde kilo alma olayı fazla görülür. Bunun nedenleri şunlardır:
1.Stres kanda kortizol hormonunu artırır. Artan kortizol hormonu metabolizmayı yavaşlattığı gibi tatlı ve tuzlu gıdalar yemeye neden olur ve açlık atakları yapar. İşsizlik, boşanma, havanın kötü olması, işin yoğun olması sizi yemeye yönlendiriyorsa bu psikolojik kökenlidir. Özellikle çikolata ve şeker yemeye yönelme bu durumda artar. Bu gıdalarda beyindeki mutluluk hormonu olan serotonini artırarak sizi rahatlatır. Ancak bu atıştırmalar kiloyu artırmaya başlar.

2.Açıkmadığı halde yemek yeme olayı sosyal nedenlerle yapılan toplantı yemekleri nedeniyle olabildiği gibi sinirlilik, onceden çocukluk döneminden kalma alışkanlık nedeniyle de olabilir.


PSIKOLOJIK YEME NASIL ANLAŞILIR?

Aşağıdakilerden birisi sizde varsa psikolojik olarak fazla yeme durumunuz var demektir:

1.Aç değilken yiyorsanız
2.Gizli olarak yemek yiyorsanız
3.Kısa zamanda çok yiyorsanız
4.Yiyince sakinleşiyorsanız
5.Kızgın, kötümser iken çok yiyorsanız


PSPSİKOLOJİK YEME DURUMUNDA NE YAPMALI?

1.Yemek yedikten hemen sonra acıkkma oluyorsa hemen tatlı yemeyin biraz bekleyin
2. Biraz su için, müzik dinleyin, kitap veya başka şeyler okuyun,
3.Etrafınızda ve yanınızda kilo aldırıcı tatlı gıdalar bulundurmayın
4.Hergün ne yediğinizi ne zaman ve hangi ruh halinde ne yediğinizi bir yere not edin. Sizi yemeye yönlendiren olayları saptamaya çalışın
5.Eğer mutlaka yemek zorunda hissediyorsanız meyve, grisini, tam buğday ekmeği ile yapılmış tost, birkaç badem veya ceviz, kuru erik, salatalık, yoğurt , müsli yiyin.
6.Az ve sık yiyin. Karbonhiratlardan uzak durun. 3 ana öğün 3 ara öğün yapaın.
7.Dışarı çıkın, yürüyüş yapın. Egzersiz açıkma ataklarını azaltır.

GERÇEK ACIKMA ATAKLARI NEDİR?

Gerçek acıkma atakları bazı hormon bozukluklarından oluşur. En önemli nedenler insülin direnci, tiroid yetmezliği, prolaktin yüksekliği , polikistik over gibi hastalıklardır.

EN SIK NEDEN: HİPOGLİSEMİ-YEDİKÇE ŞEKER DÜŞMESİ

Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız, çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı olmasıdır.
Kilolu kişilerde hipoglisemi atakları daha fazla görülürse de, normal kilolu ancak egzersiz yapmayan ve depresyon yaşayan kişilerde de kan şekeri düşüklüğü olabilir. Bu kişilerin bir kısmı psikolog ve psikiyatrlarda depresyon tedavisi görürler. Kan şekerinde düşme, genellikle sabah saat 11.00 ve öğleden sonra saat 16.00 civarında daha sık olur. Bu hastalar bu saatlerde biraz daha yorgun olurlar, hafif baş ağrısı, depresyon ve derin bir açlık hissederler. Bu nedenle de, bu saatlerde çikolata, kek, pasta, kurabiye yer veya kola içerler. Bu gıdaları alan kişinin şikayetlerinde hafif bir düzelme olur. Sabah saat 11.00’de oluşan kan şeker düşüklüğünün nedeni sabah kahvaltıda yenen şekerli ve nişastalı gıdalardır. Öğle yemeğinde yenen tatlı ve nişastalı gıdalar da öğleden sonra, saat 16.00’da kan şekeri düşmesine neden olur. Buna karşılık sabah ve öğleyin proteinli gıda alanların kan şekerinde pek düşme olmaz. Kan şekeri düşünce yenen şekerli gıdalar 30-60 dakika süreyle bir rahatlık sağlar, ama daha sonra kan şekeri tekrar düşer. Sonunda bu kişiler gün içinde kan şekerinde yükselme ve düşmeler yaşar ve bol miktarda şeker, çikolata ve buna benzer şekerli gıdalar tüketirler. Bu kişiler sabah kalktıklarında huzursuzdurlar, kavga etmeye ve tartışmaya eğilimlidirler. Bir şeyler yedikten sonra rahatlarlar.

Bazı kilolu kişiler ise diyete başladıktan sonra, baş dönmesi ve açlık atakları ortaya çıktığı için diyeti bırakırlar. Bunun nedeni kan şekerinin düşmesidir. Kan şekerinin düşmesini önlemek için, tam tahıl ürünleri (tam buğday ekmeği, çavdar gibi), sebze ve meyve yemelidir. Bu kişiler diyet yaparken üç ana öğün üç ara öğün yemek yemelidirler.
Hipoglisemi-şeker düşmesi ataklarının olması stres hormonlarını yani adrenalini artırır ve anksiyete, panik atak ve depresyon gibi psikoloji sıkıntılar ortaya çıkar.
Kısaca özetlersek, kan şekeri düşmelerine tıp dilinde hipoglisemi denir ve bu kişilerde şu belirtiler ortaya çıkar:
·Halsizlik, bitkinlik
·Psikolojik durumda değişiklik
·Sinirlilik
·Baş ağrısı
·Ellerde titreme
·Bulantı
·Görmede bulanıklık veya çift görme
·Soğuk terleme
·Çarpıntı, kalp atımlarını hissetme
·El ve ayakta çözülme, iç titremesi ve kas ağrıları
·Baş dönmesi
·Soluk ve terli bir görünüm
·Ani başlayan bir yorgunluk hissi
·Şiddetli yorgunluk
·İç ezilmesi ve yeme isteği
·İsteksizlik
·Anksiyete, depresyon ve kontrolü kaybetme
·Allerjiler (astım, saman nezlesi ve ciltte alerjik bulgu eğilimi)
·Bazı şeylerden korkma (fobi)
·Uykusuzluk
·Şekerli gıdalara saldırma
·Unutkanlık
·Sebepsiz yere ağlama
·Şiddetli kan şekeri düşmelerinde bayılma ve koma

ACIKMA ATAKLARI VAR VE KİLO ALIYORSANIZ BİR ENDOKRİN UZMANINA başvurun. Psikolojik yemeler ile gerçek hipoglisemi bazen bir arada olabilir. O zaman hem Endokrin Uzmanına hem Psikiyati uzmanı veya psikologa birlikte gitmek gerekir.


METABOLIZMAYI HIZLANDIRMAK VE ZAYIFLAMA

METABOLİZMANIZI HIZLANDIRINIZ




30-35 yaşından sonra metabolizmanız yavaşlar ve ilerleyen her 10 yılda bu yavaşlama iyice artar. Metabolizma yavaşlayınca yağ depolanması artar. Bununla birlikte kas kitlesi artarsa metabolizma artar. Yüksek GI’li karbonhidrat yenirse bunlar yağ olarak depolanır ve metabolizmayı yavaşlatır. Kilo artınca insülin direnci artar, uyku bozulur ve stres artar. İnsülin direnci, hormon bozuklukları, uykusuzluk ve stres metabolizmayı yavaşlatan etkenlerdir. Metabolizmayı zayıflatan diğer nedenler kilo alıp vermeler ve hareketsiz yaşamdır.

Metabolizmayı hızlandırmak için şunları yapın:
  • Aşırı yemekten kaçının
  • Kas kitlenizi artırmak için spor yapın
  • İyi uyuyun
  • Dengeli yiyin
  • Yüksek Gİ’li gıdalardan uzak durun
  • Kafeinden (çay, kahve, kola) uzak durun
  • Yeterli kalsiyum alın ( brokoli, badem, kabak, koyu sebzeler, süt, yoğurt ,peynir)
  • Alkolü azaltın
  • Öğün atlamayın

METABOLIZMAYI YAVAŞLATAN HORMONLAR VE TEDAVISI

Metabolizmanız yavaş ve kilo veremiyorsanız bir hormon bozukluğu vardır. Bunlar genellikle insülin, tiroid, polikistik over, prolaktin, kalsiyum gibi mineral bozukluklarıdır. Bunların tanı ve tedavisi için bir ENDOKRIN UZMANINA (Hormon Hastalıkları Uzmanı) başvurunuz.

1) İNSÜLİN

İnsülin Yüksekliğinin Belirtileri:
Yüksek insülin düzeyleri sizde şu sıkıntılara ve şikayetlere neden olur:
a)Sık acıkma ve şekerli gıdalar yemeye neden olur
b)Sabah yorgun kalkarsınız ve kendinizi gün boyu yorgun hissedersiniz. Özellikle öğleden sonraları bitkin olursunuz.
c)Daha sabırsız ve öfkeli olursunuz
d)Enerjiniz azalır, halsiz, bitkin ve yürüyecek haliniz kalmaz
e)Yemeklerden sonra uyku basar ve gün içinde uyuklamalar olur
f)Konsantre olamazsınız, beyin faaliyetleriniz zayıflar, sersemlemiş vaziyette gezersiniz.
g)Horlama ve uyku bozuklukları sıktır

İnsülin yüksekliğinin belenmeyle ilgili iki önemli nedeni şunlardır:

1)Bir öğünde aşırı karbonhidrat yemek
2)Bir öğünde aşırı kalori almaktır.

Karbonhidratların fazla alınması insülin salgılanmasını artırdığı gibi kalorinin fazla alınması da yağ oluşmasına neden olacak şekilde insülin yüksekliği oluşturur.


2)TIROID HORMON BOZUKLUGU

Tiroid yetmezliği metabolizmayı yavaşlatan ve bu nedenle kişilerde önceki kilolarına göre %15-30 oranında kilo alınmasına neden olan bir hastalıktır. Bu nedenle tiroid bezi yetmezliği tedavi edilmeden kilo vermek çok zordur. Tiroid hormon ilaçları ile hastaların çoğunda tedaviyle birlikte kilo verme oluşursa da hastaların % 17’si kilo veremez. Özellikle menopozdaki kadınlarda bu durum daha sık görülür. Hem menopoz hem de tiroid yetmezliği kilo vermeyi engeller.

Tiroid bezi yetmezliği olmadığı halde kilo vermeye çalışan kişilerde belirli bir kilo verdikten sonra kilo kaybının azaldığı veya durduğu bir dönem oluşur. Bu durum vücudun kendini koruma mekanizmasıdır. Vücudumuz daha fazla kilo verilmesine direnç göstermeye başlar. Bu direnç tiroid hormonlarının azalmasıyla olabildiği gibi bazı başka hormonların salınmasının artması ile de oluşur. Kalori alımı yani yenilen gıda alımı azaldıkça vücudumuzda bulunan T4 hormonunun T3 hormonuna dönüşümü azalır ve sonuçta hücrelere giren ve etkili olan T3 azaldıkça metabolizmamız yavaşlar ve kilo veremeyiz.
Kilo vermeyi engelleyen hormonlardan birisi Ghrelin hormonudur. Bu hormon mideden salgılanmakta ve kana karışarak beyine ulaşıp yemek yemeyi artırmaktadır. Kilo vermek için diyet yaparken bu hormon kanda artmakta ve daha fazla kilo verilmesini engellemektedir. Bu hormonun salgılanmasını önleyecek bir ilaç ise henüz yoktur.

3) POLISTIK OVER:

Kadınlarda fazla kiloluluğa neden olan önemli bir hormon hastalığı da polikistik over sendromu denen ve yumurtalıkta kist oluşması, tüylenme ve adet bozukluğu ile kendini gösteren hastalıktır. Bu hastalıkta en önemli bulgu insülin hormon yüksekliği veya insülin direncidir. Bu nedenle de polikistik over sendromu olan kadınların önemli bir kısmında fazla kilo ve şeker hastalığı görülür. Adet bozukluğu, tüylenme ve fazla kilolu olmanın bir arada olduğu bu hastalarda yumurtalıkların incelenmesi ve bu hastalığa yönelik tedavilerin yapılması gerekir. Bu şekilde tedavisi yapılmayan kadınların zayıflaması zordur.

4) PROLAKTIN HORMONU YUKSEKLİĞİ

Kadınlarda süt salgılatan hormon olarak bilinen, prolaktin hormonunun fazla salgılanması da kilo almaya yol açan bir hormon bozukluğudur. Prolaktin hormonu beynimizde bulunan hipofiz bezinden salgılanır. Hipofiz bezindeki tümörler aşırı prolaktin hormonu salgıladığında adetlerde bozulma, memeden süt gelmesi, tüylenme ve kilo alımı olur.

5) MINERAL EKSIKLIKLERI:

Yapılan bilimsel çalışmalar kanlarında kalsiyum düzeyi az olan kişilerde zayıflamanın zor olduğunu göstermiştir. Bu nedenle zayıflamak isteyen bir kişinin yeteri kadar kalsiyum alması gerekir.

Özellikle selenyum, çinko, ve demir eksikliği varsa bunların tedavisi kilo vermeniz açısından çok önemlidir.

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 


 






.