Prof Dr Metin Özata
TIROID GUATR ENDOKRIN DIYABET DIYET ZAYIFLAMA METABOLIZMA
Ana Sayfa      SEKER HASTALIGI      SEKER HASTALIGI

ŞEKER HASTALIĞI


Prof. Dr. Metin Özata
Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı
Ahmet Mithat Efendi Cad. 19/ 3
Kalamış-İstanbul
Tel: (216) 3486519


 Şeker Hastalığı Sıklığı:
Diyabet, yani şeker hastalığı ülkemizde ve dünyada hızla artan bir hastalıktır. Ülkemizde şeker hastası kişiler toplumda  %  10 civarındadır; Diğer bir değimle her on kişiden 1’inde şeker hastalığı vardır.
Şişmanlık, kötü beslenme, hareketsizlik ve ailenizden aldığınız genetik  eğilim sizde şeker hastalığı gelişmesine zemin hazırlar.
Şeker hastalığını önlemek ve gelişmesini ortadan kaldırmak için sağlıklı beslenmeyi bilmek ve hareketi artırmak  gerekmektedir.
Şeker hastalığı  körlük, böbrek yetmezliği, inme (felç) ve ayak kesilmesi gibi önemli komplikasyonlara neden olabilmektedir.
Şeker hastalığı, özellikle de Tip 2 Diabet dediğimiz erişkin tip şeker hastalığı sinsi bir şekilde  gelişmekte ve ilerlemektedir. Bu nedenle erken teşhis  ve tedavi büyük önem taşımaktadır. Yapılan bilimsel çalışmalar şeker hastası olan her üç kişiden 1’inin hasta olduğunu bilmeden yaşadığını göstermiştir. Bu kişiler şeker hastası olduğunu tesadüfen veya başka hastalıklar ortaya çıktığında anlamaktadır.
   Şeker hastalığına bağlı komplikasyonlar (organ hasarları)  kan şekeri çok yükselmeden 10-20 yıl önce sinsi  olarak başlar.   Erişkin yaştaki  gizli şeker hastalarının çoğunluğu kilolu olduğu için ilaç  kullanmaksızın  sadece  zayıflama, sağlıklı beslenme  ve egzersiz ile   şeker hastalığı gelişmesini önleyebilirler.
   Yapılan çalışmalar kendisinde şeker hastalığı olduğunu bilmeyen kişilerin oranının kendisinde  şeker hastalığı olduğunu bilen  hastaların  %35’i kadar olduğunu göstermiştir. Diğer bir deyimle  toplumdaki her 3 şeker hastasından birisi henüz hastalık teşhis edilmeden yaşamaktadır. Bu nedenle toplumun bu hastalık konusunda bilgilendirilmesi ve taramaların yapılması büyük önem taşımaktadır.

Vücudumuz kan Şekerini Nasıl Ayarlar?
Vücudumuz kendisi için gerekli olan enerjiyi  yediğimiz gıdalardan elde eder. Yemek yedikten sonra  gıdalar bağırsaklarda parçalanarak ufak şeker  parçalarına dönüşür ve daha sonra  bağırsaktan emilerek  kan akımı yoluyla vücudumuza dağılır.  Enerji sağlanması için kan şekerinin  özellikle  kas, karaciğer, yağ ve beyin gibi dokular olmak üzere tüm organların hücrelerine  girmesi gerekir.  Kanda bulunan şekerin   hücrelere  girmesi  pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu  sayesinde  olur.  İnsülin hormonu yoksa veya olduğu halde etki gösteremiyorsa  kandaki şeker hücreye giremediğinden  birikir ve  şekeriniz yükselmeye başlar. .  Kan şekerinin ayarlanmasında insülin çok önemli olmasına rağmen diğer hormonların da kısmi etkileri vardır.  Kanda şeker  artınca  (180 mg/dl’yi geçince) idrarla  atılmaya başlar.

Şeker Hastalığının Belirtileri Nelerdir ?

Tip 1 şeker hastalarında çok su içme, çok idrara gitme, çok yemek yenmesine karşın kilo verme gibi şikayetler çok belirgin olduğu halde Tip 2 şeker hastalarında bu belirtiler silik olabilir ve hastalık sinsi bir şekilde başlar. Bu kişilerin çoğunda hiçbir şikayet olmayabilir. Bazı hastalarda ise sık idrara gitme, aşırı açlık, zayıflama, halsizlik, görmede bulanıklık, kadınlarda vajinal kaşıntı, susuzluk  ve  çok su içme gibi belirtiler ortaya çıkar.
 
Şeker hastalığında görülen belirtiler şunlardır:

Çok su içme ve ağız kuruması
Çok idrara gitme
Çok acıkma
Çok yemek yemeye  rağmen zayıflama ve halsizlik
Yaraların geç iyileşmesi
Cildin kuru ve kaşıntılı olması
Ayaklarda uyuşma ve karıncalanma
Görmede bulanıklık
Vajinal kaşıntı
Yemeklerden sonra uyku gelmesi
Tatlıya düşkünlük


Şeker Hastalığının Gelişim Evreleri
Şeker hastalığı 4 aşamada  adım adım gelişir.  Aşağıda verilen bu aşamaları  çoğu zaman fark etme imkanı olmaz.
 Şeker hastalığının gelişim evreleri şunlardır: :
1. Reaktif hipoglisemi (Kan şekeri düşüklüğü)  evresi
Ailesinde şeker hastalığı olan kişilerde  şeker hastalığı ortaya çıkmadan 3-4 yıl öncesi yemek sonrası kan şekerinde düşmeler olmaya başlar. Bunu anlamak için 3 veya 4 saatlik şeker yükleme testi  yapılır. 3. ve 4. saatte kan şekerini 80 mg/ dl’nin altına düşmesine hipoglisemi veya kan şekeri düşüklüğü diyoruz. Bu esnada terleme, çarpıntı, nabız ve bazen tansiyon yükselmesi görülür. Bu durumun nedeni insülin seviyesinin yenen yemek sonrası kanda hızla yükselmesi ve daha sonra  insülinin kan şekerini düşürmesidir.
2. Dönem: Açlık kan şekerinde bozukluk:
Açlık kan şekerinin  100 ile 126 mg./dl arasında  olmasıdır.  Bu kişilerde tokluk kan şekerinin normaldir.
3. Dönem: Tokluk kan şekerinde yükselme:
Tokluk kan şekerinin, yani yemek sonrası  2. saatteki kan şekerinin  140 ile 199 mg/dl arasında olması durumudur. Bu duruma “gizli şeker “ hastalığı da denir. Bu hastaların % 30’unda 10 yıl içinde   şeker hastalığı gelişir. Gizli şeker hastalarında sağlıklı beslenme ve egzersiz büyük önem taşır.  Bu hastalarda kalp, göz, böbrek ve sinir hasarları gelişebilir. Bu nedenle gizli şeker ciddiye alınmalı ve kontrollere gidilmelidir.
4. Dönem: Aşikar Şeker Hastalığı:
Bu dönemde  şeker hastalığı ortaya çıkmıştır. Artık açlık  kan şekeri 126 mg/dl  veya daha yüksektir veya tokluk kan şekeri 2. saatte 200mg/dl’den daha yüksektir.

Kaynaklar:

1. Prof. Dr. Metin Özata, Diyabetle kaliteli yaşam Rehberi, Gurer yayınları 2010

3. www.tiroit. org


ŞEKER HASTALARI İÇİN TEDAVİ ÖNERİLERİ

Prof.Dr.Metin ÖZATA
Endokrinoloji, Metabolizma ve Diabet Uzmanı
A. Mithat Efendi Cad. 10/3
Kalamış-İstanbul
Tel: (216) 3486519

1. .Doktorunuzun önerdiği ilaç veya insülin tedavisi ve diyete aynen uygulamaya çalışın. İlaçlarınızı doktorunuza sormadan değiştirmeyin veya kesmeyiniz. Şeker düşmeleri oluyorsa doz ayarlaması için hemen doktorunuza başvurunuz.
2. Yılda bir defa göz muayenesi olunuz. Göz doktorunuza şeker hastası olduğunuzu söylemeyi unutmayınız.
3. İki yılda bir diş doktoruna giderek muayene olunuz. Özellikle diş etlerindeki iltihap şeker hastaları için çok önemlidir.
4. Her yıl Eylül ayında grip aşısı olunuz.
5. Ayaklarınızı her gün ılık sabunlu suyla yıkayınız ve arkasından kurulayınız.
6. Cildinizde kuruma olabilir. O nedenle cildinizi nemlendirici kremlerle nemlendiriniz. Ayak parmak aralarına krem sürmeyiniz.
7. Çoraplar pamuktan olmalı ve bacağınızı sıkmamalı, iz bırakmamalıdır.
8. Ayaklarda nasır varsa mutlaka cildiye uzmanına giderek tedavi ettiriniz.
9. Yazın mutlaka çorap giyiniz. Çıplak ayakla dolaşmayınız.
10. Ayakkabınız rahat olmalı, dar veya bol olmamalıdır.
11. Ayak tırnaklarınızı düz olarak kesiniz.
12. Sigara içmeyiniz. Şeker hastalarında sigara içilmesiyle kalp ve bacak damarlarında çok hızlı tıkanma, kalp krizi ve ayak gangrenine neden olabilir.
13. Hergün aspirin alınız. Aspirin 80mg (çocuk aspirini) veya 325mg (Dispril gibi) olabilir. Bu dozdan fazla almayınız. Ülser, gastrit, karaciğer hastalığı, kanama riski varsa aspirin almayınız. En iyisi doktorunuzla bu konuyu konuşunuz.
14. Tansiyonunuzu takip ediniz. Tansiyonunuz 130/80mmHg’den fazla olmamalıdır. Yüksek ise doktorunuza başvurunuz.
15. Stresden uzak durmaya çalışın. Stres, üzüntü, sıkıntı kan şekerini yükseltir.
16. Vitamin olarak antioksidan vitamin alınız
17. Şeker ölçüm cihazı alarak kendi şekerinizi ölçmeyi öğreniniz ve takip ediniz.
18. Her gün veya haftada en az 3 kez 20-30 dakika yürüyüş yapınız.
19. Üç ayda bir açlık ve tokluk kan şekeri, HbA1c , yılda bir kalp EKG’si ve batın ultrasonu ve TSH ölçümü yaptırınız., iki yılda bir talyum sintigrafisi yaptırınız.
20. Kan yağları, üre ve kreatinin ölçümleri ve karaciğer testlerini kontrol ettiriniz.
21. Doktorunuzun haberi olmadan bitki (herbal) ilaçlar almayınız.


KAYNAKLAR VE ÖNERİLEN KİTAPLAR
1. 
2. Prof. Dr. Metin Özata, Tiroit Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey , Epsilon yayınevi, 2005  (temin için:
www.yenisayfa.com)
3. Doğru Beslen Formda Kal, Prof. Dr. Metin Özata, Epsilon Yayınevi, 2004 (temin:
www.yenisayfa.com)
4. 
www.tiroit.org


ŞEKER HASTALIĞINDA TEŞHİS VE TARAMA


Prof. Dr. Metin Özata
Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı
Ahmet Mithat Efendi Cad. 19/ 3
Kalamış-İstanbul
Tel: (216) 3486519

a) Şeker Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?
Şeker hastalığının  teşhisi için  en az 8  saatlik bir açlık sonrası kan şekerine bakılır. Açlık kan şekeri 126 mg/dl ve üzerinde çıkarsa şeker hastalığı vardır, denir.  Ancak teşhisin kesinleşmesi için birkaç gün sonra tekrar açlık kan şekerine bakılması gerekir. İkinci ölçümde de 126 mg/dl den fazla ise artık kesin olarak şeker hastalığı vardır, diyebiliriz.
Açlık kan şekeri 90 ile 126 mg/dl arasında çıkarsa bu kişilerde şeker yükleme testi yapılır. 75 gram şekerli su 10-16 saatlik açlık sonrası sabah içirilir ve 2. saat kan şekerine bakılır. 2. saat kan şekeri 200 mg/dl ve üzerinde ise şeker hastalığı vardır, denir. Eğer ikinci saat kan şekeri 140-199 mg/dl arasında çıkarsa “gizli şeker hastalığı “ vardır.
Çok su içen, çok idrara giden veya izah edilemeyen kilo kaybı olan bir kişide öğün durumuna  yani açlık veya tokluk durumuna bakılmaksızın günün herhangi bir saatinde  ölçülen kan şekeri 200 mg/dl ve üzerinde çıkarsa yine şeker hastalığı teşhisi konur.
Açlık kan şekerinin 90 mg/dl den daha az olmasına normal diyoruz.

b) Şeker Hastalığı taraması kimlere yapılmalı?

 Tarama, yani şeker hastalığı için tetkik yaptırma, şeker hastalığının erkenden yakalanması için çok önemlidir. Tarama yapılmayan kişilerde diyabet 10 yıl sonra teşhis edilebilir ki, bu sürede hastalık organlarımızda birçok hasar yapar. 
Tarama yapılması gereken kişiler şunlardır:

1- Yaşı 45’den fazla olan herkeste şeker taraması yapılmalıdır.
2- Yaşı 45’den küçük olan ancak kilolu, tansiyonu yüksek  olan (büyük 14 küçük 9 dan fazla ise), gebelikte şekeri çıkan, kilolu çocuk doğuran (4 Kg ve fazla bebek doğuran), HDL  kolesterolü < 35 mg/dl, Trigliserid  seviyesi>250 mg/dl olan, ailesinde şeker hastalığı olan,  hareketsiz bir yaşam şekli olanlarda, polikistik over hastalığı olan kadınlarda, önceki testlerde kan şekeri 100 mg/dl den yüksek olanlarda ve damar hastalığı olan  kişilerde şeker taraması yapılmalıdır.
3- Açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında veya şeker yüklemesinde 2. Saat kan şekeri 140 ile 199 mg/dl arasında çıkan  hastalarda  yılda bir kez taramayı  tekrarlamakta fayda vardır.
4- Taraması normal  çıkan ve 45 yaş üzerindeki kişilerde 3 yıl sonra tekrar tarama yapılmalıdır.


c) Tarama Nasıl Yapılır?
Tarama için açlık kan şekeri ölçümü veya şeker yükleme testi yapılır.  İdrarda şeker ölçümü ile tarama yapılmaz.

Açlık kan şekeri 10  saatlik bir açlık sonrası yapılan ölçümdür.
 OGTT (oral glukoz tolerans testi), yani Şeker Yükleme Testi için  test öncesi 3 gün yeteri kadar  karbonhidrat almak (en az 150 gram/gün karbonhidrat)  ve bu testi etkileyecek ilaç almamak ve test sırası sigara içmemek gerekir.
OGTT, açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında olan kişilere yapılır. Açlık kan şekeri 126 ve üzerinde ise yapmaya gerek yoktur, çünkü  açlık kan şekerinin 126  ve üzerinde olması şeker hastalığı var anlamına gelmektedir.
OGTT 75 gram glukoz ile yapılır ve 2 saat süresince kan şekerine bakılır.  Çocuklarda ise  ağırlığın her Kg’na 1.75 gram glukoz  olacak şekilde hesap yapılarak  glukoz verilir.
OGTT sırasında kan şekeri ile birlikte insülin hormonuna da bakılabilir. Buna insülin-glukoz tolerans testi denir.  OGTT sırasında insülin hormonunda aşırı yükselmeler olması o kişide insülin direnci olduğunu gösterir ve kan şekeri yükselmese bile  diyabet için risk altında olduğunu gösterir.
Açlık kan şekerini insülin değerine bölünce insülin direnci  anlaşılabilir. Bunun ayrı formülü vardır.
Bazen hastalarımızdan OGTT yani şeker yükleme testinin sağlığa zarralı olduğunu duyuyoruz. Bu çok yanlış bir bilgidir. OGTT testinizin sağlığa herhangi bir zararı yoktur.

d) Pre-Diyabet Nedir?
Açlık kan şekeri 100 ile 126 mg/dl arasında  olan kişiler ile  OGTT’de yani şeker yükleme testinde 2. saat kan şekeri 140 ile 199 mg/dl arasında  olan  kişilerde  gizli şeker veya pre-diyabet vardır. OGTT sırasında 2. saatten önceki (30, 60, ve 90. dakikalardaki) kan şekerleri yüksek ise (200 mg/dl ve üzeri) yine gizli şeker var demektir.

e) Gebelik Diyabeti İçin tarama
 Gebe kadınlarda hamileliğin 24 ile 28. haftası arasında tarama testi yapılabilir. Tarama için gebe kadın günün herhangi bir saatinde 50 gram glukoz içer ve bir saat sonra kan şekerine bakılır. Eğer kan şekeri 140 mg/dl  ve üzerinde çıkarsa gebe diyabeti olabilir  denir ve 100 gramlık şeker yükleme testi yapılır. Kan şekeri 140 mg/dl altında çıkarsa gebe diyabeti yoktur denir.
 Kan şekeri 140 ve üzerinde çıkanlarda 100 gramlık OGTT (şeker yüklemesi) testi yapılır. Bu test sırasında açlık, 1, 2 ve 3 saat sonra kan şekerine bakılır. Bu saatlerde ölçülen  kan şekerlerinden ikisi aşağıda verilen  değerlerin üzerinde çıkarsa gebelik diyabeti vardır denir.
 
Açlık (0. Dakika)  95 mg/dl
1 saat sonra:   180 mg/dl
2 saat sonra   155 mg/dl
3. saat   140 mg/dl

Eğer test 75 gram glukoz ile yapılırsa ve kan şekerleri  ölçümlerinden  ikisi    aşağıdaki  saatlerde gösterilen değerlerden  daha yüksek olursa yine gebelik diyabeti tanısı konur.
Açlık   95 mg/dl
1. saat  180 mg/dl
2. saat 155 mg/dl


Kaynaklar:



ŞEKER HASTALIĞININ  TİPLERİ

Prof. Dr. Metin Özata
Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı
Hipokrat- Nişantaşı Muayeneler Grubu
Abdi İpekçi Caddesi Milli Reasurans Binası Kat:3
Tel: (212) 2192876

a) Şeker Hastalığının Tipleri
Şeker hastalığının bazı değişik tipleri vardır. Bunları aşağıda şu şekil
de sıralayabiliriz:

Tip1 Diyabet
Tip 2 Diyabet
Metabolik Sendrom
Şeker hastalığının  nadir görülen genetik tipleri
Pre-Diyabet dediğimiz ‘’Gizli Şeker’’
Gestasyonel Diyabetes Mellitus denilen ‘’Gebelikte görülen şeker hastalığı’’
Brittle (oynak) diyabet

b) Tip 1 ve Tip 2 Diyabet
Şeker hastalığının esasta 2 tipi vardır ve bunlar Tip 1 ve Tip 2 diyabet olarak adlandırılır. Bunlardan en çok görüleni Tip 2 diyabettir ve tüm şeker hastalarının  %90-95’i tip 2 diyabetlidir.
Tip 1 diabet daha çok çocuklarda görülen ve insülin ile tedavi edilmesi gereken şeker hastalığı tipidir. Bu hastalıkta insülin salgılanması olmadığından dışarıdan  yapılan yapay insülin ile tedavi yapılır. Haplar ile tedavisi mümkün değildir. Şeker hastalarının yüzde 10’nu tip 1 diabet oluşturur. Tip 1 diyabet 9 aylıktan itibaren  görülebilirse de  en sık 12-14 yaşlarında ortaya çıkar.
Tip 2 diabet ise genellikle 30 yaşından sonra ortaya çıkan şeker hastalığı türüdür. Şeker hastalarının yüzde 80-90’nı tip 2 diabetlidir. Bu tip şeker hastalığında kanda insülin başlangıçta yüksek olmasına rağmen etkisini gösteremez,  ve kandaki yüksek kan şekerini hücrelere sokamaz. Bu duruma “ insülin direnci “ adı da verilir. Bununla birlikte bu hastalarda zamanla insülin salgısı bozulabilir ve insülin tedavisine ihtiyaç gerekebilir.

Tip 1 ve Tip 2 diabet arasındaki farklılıklar aşağıdaki tabloda verilmiştir.

Tablo: Tip1 ve Tip 2 Diabetin Özellikleri
ÖZELLİK TİP 1 TİP 2
Hastalığın başlangıcı Aniden Yavaş
Kilo Genellikle şişman değil Şişman veya şişman değil
Hastalığın başlangıç yaşı Çocuklukta Sıklıkla 30 Yaşından sonra
Ailede başka şeker hastası %10-15’inde var %30’unda var
Kanda antikor varlığı Çoğunda var yok
Tedavisi İnsülin Gerekir Hap ve İnsülin
Kanda insülin Yok Önce yüksek sonra azalır


Tip 1 ve Tip 2 Diabet Ayrımı Nasıl Yapılır?

Laboratuvar tetkiki olarak ayırım için kanda anti-GAD antikoru, insülin antikoru ve adacık amtikoru bakılır. Bu antikorlar pozitif ise yani varsa  o  hastada   tip 1 diabet var demektir. Tip 2 diyabetli hastalarda bu antikorlar  kanda bulunmaz. Ayrıca  mixed yemek testine insülin cevabı ve glukagon iğnesine insülin ve C peptit cevabı da  bu konuda kullanılan tetkiklerdir.
 C peptit hormon ölçümü de tip 1 ve tip 2 diyabet  ayırımında faydalıdır. C peptid pankreasdan insülin ile beraber salgılanan bir hormondur. Tip 1 diyabetli hastalarda C –peptit  kanda yoktur.

c) Metabolik Sendrom
Tip 2 diyabet veya gizli şekeri olan kişilerde birlikte tansiyon yüksekliği, kanda trigliserit yüksekliği, insülin hormon yüksekliği, ürik  asit yüksekliği ve göbekte yağlanma ve şişmanlık birarada ise bu duruma  metabolik sendrom denir. Metabolik sendromu yapan etken insülinin iyi çalışmaması yani insülin direncidir. Bel kalınlığı veya bel çevresi  artmış olanlarda (şişmanlarda)  bu hastalık daha fazla görülür.  Birlikte karaciğer yağlanması, yumurtalıklarda kist (polikistik over hastalığı), kan pıhtılaşmasına eğilim, HDL kolesterolde azalma ve idrarla atılan proteinde artma (mikroalbüminüri) birlikte olabilir.  Bu kişilerde kalp koroner damar hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı çok sık görülür.  Metabolik sendrom sıklığı ülkemizde  fazla olup  yaklaşık her 100 kişinin  20-25’inde  vardır:


 d) Gestasyonel Diabet Mellitus (Gebelik Diyabeti))
Sadece gebelik  sırasında ortaya çıkan şeker hastalığına gebelik diyabeti denir. Gebe kalmadan önce şeker hastalığı olan kadınlar bu gruba girmez.  Gebe kalan kadınların % 4-7’sinde şeker hastalığı ortaya çıkmaktadır.  Genellikle gebeliğin 24 ile 28nci haftaları arasında ortaya çıkan bu tip şeker hastalığı bazen şişman bayanlarda gebeliğin ilk aylarında ortaya çıkabilir.  Gebelik diyabeti olan  kadınlar doğum yaptıktan sonra şeker hastalığı kaybolur, ancak yaklaşık %50’sinde ileriki yıllarda tip 2 şeker hastalığı oluşur. Bu yüzden  doğumdan sonra 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekerine bakmak gerekir.

e) Gizli Şeker (Pre-Diabet)

Açlık kan şekerinin 100 ile 126 mg/dl arasında olmasına  ‘’Açlık Kan şekeri Bozukluğu’’ adı verilirken, kan şekerinin yükleme testi (OGTT) sırasında (75 gram glukozla yapılan  şeker yükleme testinde)  2. saattte 140 ile 199 mg/dl arasında çıkmasına ise '‘ Şeker Tolerans Bozukluğu’’ veya ‘’Gizli Şeker’’ adı verilir.  İşte hem açlık kan şekeri bozukluğuna hem de glukoz tolerans bozukluğuna  ‘’Pre-Diabet’’ adı verilir. ‘’Pre’’ sözcüğü latince  ‘’ön’’  veya ‘’erken’’ anlamına gelmektedir. Diğer bir deyimle şeker  hastalığının ön veya erken  devresi demektir. Bu kişilerde diyabeti önleme programı ile (sağlıklı beslenme, egzersiz ve fazla kiloların verilmesi) hastalık geriletilebilir veya ortaya çıkması geciktirilir.

f) Nadir Görülen Genetik Şeker Hastalığı Tipleri
Tip 1 ve tip 2  şeker hastalığına pek benzemeyen bazı şeker hastalığı tipleri vardır. Bunlardan birisi  erişkin yaşta şeker hastalığı gelişen  kişilerin  %10-15’inde görülen  kısaltılmış ismi  ‘’LADA’’ olan  yada latince açık yazılımı ile ‘’Latent Otoimmün diyabeti”  hastalığıdır.  LADA tipi şeker hastalığında  pankreasdaki beta hücreleri bağışıklık sistemi tarafından yavaş yavaş yıkılır. Bu yıkım arttıkça insülin azalacağından kan şekerinde giderek bir artış olur.  Bu hastalar bazen yıllarca insülin kullanmadan sadece tablet şeklindeki ilaçlarla  şeker hastalığını kontrol ederlerse de sonra insülin kullanmak zorunda kalırlar.
Diğer bir tip şeker hastalığı ise gençlerde ortaya çıkan tip 2 diyabet olup ‘’MODY’’  adı ile anılır.  Bu  hastalık daha nadir görülür ve tip 2 diyabet erken yaşta ortaya çıkar;   nedeni bazı genetik bozukluklardır.

g) Brittle (oynak) Diyabet
Sıklıkla tip 1 diyabetli hastalarda bazen de tip 2 diyabetli hastalarda ortaya çıkan ve  kan şekerinin gün içinde  aşırı azalmalar ve artmalar göstermesi  durumuna oynak (Brittle) diyabet adı verilir. Bir hastada  ‘’oynak diyabet’’ var diyebilmek için uygun diyet ve günde 4 kez insülin yapılmasına rağmen  kan şekerin gün içinde yükselme ve düşmelerle seyretmesi gerekir. Bu hastalarda  enfeksiyon, hormon bozukluğu, insülin direnci, mide ve bağırsaklarda gıda emilim bozukluğu, Şafak fenomeni (gece büyüme hormonu artmasına bağlı sabah şekeri yüksekliği), Somogy etkisi (gece şeker düşmesine bağlı sabah reaksiyon olarak kan şekeri yükselmesi)  ve psikolojik rahatsızlık gibi nedenler aranır. Bu hastaların büyük çoğunluğunda (yaklaşık % 50’sinde)  psikolojik bozukluk  vardır. Bazen de şekerdeki oynamalar hastada stres yapar ve  psikolojik sıkıntıların ortaya çıkmasına neden olur. Mide felci denilen gastroparezi de şeker oynamalarına neden olabilir. Bulantı, kusma ve midede dolgunluk  varsa bu durumdan şüphelenmek gerekir.

Kaynaklar:

1. Prof. Dr. Metin Özata, Diyabetle kaliteli yaşam Rehberi, Gürer yayınları, 2010
 


TİP 2 DİYABET

Prof. Dr. Metin Özata
Endokrinoloji, Diabet ve Tiroit Uzmanı
Ahmet Mithat Efendi Cad. 19/ 3
Kalamış-İstanbul
Tel: (216) 3486519

Tip 2 diyabet, daha önce ‘’insüline bağımlı  olmayan diyabetes mellitus’’
veya ‘’erişkin diyabeti’’ olarak  tanımlanmıştır.  Bu hastalarda ilerleyen tarzda beta hücre bozukluğu ve insülin direnci vardır.   Tip 2 diyabetlilerin üçte birinde yaşamı süresince mutlaka insülin kullanmak zorunluluğu ortaya çıkar.  Tip 2 diyabet sıklığı son yıllarda şişmanlığın artmasına paralel olarak hızla artmaktadır.  Dünya Sağlık Örgütü 2025 yılında dünyada 300 milyon kişide diyabet hastalığının gelişeceğini düşünmektedir. İlginç olanı ise daha çocukluk yaşlarında tip 2 diyabetin artık sık görülmeye başlanmasıdır.
 Tip 2 şeker hastalarının kanlarında hafif bir iltihabi durumu gösteren CRP ve IL-6 düzeylerine artış saptanır.  Yaş, hareketsizlik, karbonhidrattan zengin beslenmek, sigara, psikolojik stres ve düşük doğum ağırlığı tip 2 şeker hastalığı gelişme riskini artırır.  İmmün sistemin uyarılması bu olayda rol oynamaktadır. Yorgunluk, uyku bozukluğu ve depresyon gibi şeker hastalığının diğer özellikleri kanda sitokinlerin artmasına bağlıdır.

a) Tip 2 diyabetin özellikleri :

-Bu hastalarda insülinin çalışması bozuk olduğu gibi salgısı da bozuktur
-Genellikle30 yaştan sonra görüklürse de, her yaşta olabilir
-Hastaların %80’ninde şişmanlık vardır, ancak şişman olmayanlarda da tip 2 diyabet gelişebilir. Şişman kişilerde kilo vermekle kan şekerinde önemli oranda düzelme görülür.
-Tip 2 diyabet çok su içme, çok idrara çıkma gibi şikayetler olmadan da ortaya çıkabilir.
- Şeker hastalığına bağlı göz, sinir ve damar hastalıkları birlikte olabilir
-Genetik yatkınlık ve kilo alma en önemli risk faktörleridir.
-Bu hastaların kanlarında tip 1 diyabetlilerde olduğu gibi antikorlar bulunmaz.


 b) Tip 2 Diyabetin Temel Özelliği: İnsülin Salgısındaki Bozukluktur

Pankreasdaki beta hücrelerinden insülin  hormonunun salgılanması bozulmadan kan şekerinde yükselme olmaz. Bu nedenle pankreastaki beta hücrelerinin normal  olarak çalışmaması Tip 2 diyabette esas problemdir.  Tip 1 diyabette ise hiç insülin salgılanmaz.
Tip 2 diyabetli hastaların çoğunda kanlarında insülin hormonu yüksek olarak bulunur. Tedavi olmamış çoğu Tip 2 diyabetli hastada aynı kilodaki şeker hastası olmayan  sağlıklı bir kişiye göre kandaki insülin düzeyi 2-3 kat daha yüksektir. Ancak kandaki bu yüksek insülin düzeyi şeker yüksekliği azaldıkça azalır. Yani şeker yüksekliği de insülini arttıran bir etkiye sahiptir.
 OGTT dediğimiz şeker yükleme testi sırasında da kan şekeri arttıkça kanda insülin yükselir. Ancak kan şekeri 360mg/dl nin üstünde çıkınca insülin yükselmez.
Gıdalarla glukoz alınınca bağırsaklardan salgılanan  (GLP-1) isimli bir hormon  ile   ‘’glukoza bağımlı insulinotropik peptid (GIP) ‘’isimli başka bir hormon glukozun yaptığı insülin artışını iyice arttırır. Bu nedenle tip 2 diyabetli hastalarda kan insülin düzeyi yüksek olarak saptanır.
 

c) İnsülin Nasıl Salgılanır?

İnsülin hormonu,  karnımızda midenin altında  bulunan pankreas bezindeki beta hücrelerinden salgılanır.   Pankreas bezinden insülin salgılanması beta hücresinin  dışındaki glukoz konsantrasyonuna göre  ayarlanır. Kanda  şeker artınca ilk 1-2 dakika içinde  pankreasdan insülin salgısı hızlı olur ve buna ‘’ilk faz insülin salgısı’’ denir. Bu  salgı dönemi 3-7 dakika sürer. Daha sonra ikinci faz   denen salgı oluşur ki, bu yavaş bir  insülin salgılanmasıdır ve devamlıdır.
 OGTT sırasındaki kan şekerlerinin ortalaması, beta hücre fonksiyonu hakkında bilgi verir ve şeker ortalaması yüksekse beta hücresi  iyi çalışmıyor demektir.
Bu nedenle Tip 2 diyabetin gelişiminde beta hücre fonksiyonu büyük önem taşır.  Normal glukoz toleransı olan kişilerde bile beta hücre fonksiyon bozukluğu olabilir. Bu kişilerde ilk faz insülin salgısı bozuktur.
Tip 2 diyabetli hastalarda  İlk anormallik ilk faz insülin salgısındaki bozukluktur.. Ancak bu bozukluğu   bilimsel olarak saptamak  şu anda zordur.
  Karaciğer glukoz alan ve tüketen bir organ iken ilk faz insülin salgısı bozulunca glukoz üreten organ haline gelir ve kan şekerini yükseltir.

d) Tip  2 Diyabette Beta Hücre Kitlesinde Azalma oluşması:

Hafif  şiddetteki Tip 2 Diabetes Mellitusta insülin salgılanması %80 oranında azalır. İleri evrede şeker ve diğer besinlere karşı insülin salgısı yoktur. Bu nedenle  beta hücre sayısında azalma  vardır. Otopsi çalışmaları da bunu desteklemiştir. Beta hücre kitlesi maalesef henüz  herhangi bir yöntemle kolayca saptanamamaktadır.


e) Beta hücre yıkımı Nasıl Azaltılabilir?

 Sağlıklı beslenme, egzersiz ve kilo kontrolü ile beta hücre yıkımı durdurulabilir ve beta hücreleri normalleşebilir.
 İnsülin direncini biz   şişman kişilerde, yaşlılarda veya gebeliğin son 3 ayında görülebiliriz. İnsülin direnci beta hücresinin çalışmasını bozduğu gibi insülin salgılanmasını da bozar.


f) Tip 2 Diyabette Görülen Başlıca Bozukluklar:

1. İnsülin direnci Tip 2 Diyabette vardır, ancak bu direnç diyabeti olmayan birçok insanda da vardır. Bu nedenle sadece insülin rezistansı Tip 2 diyabete neden olmaz.
2. Erken evrelerinden itibaren Tip 2 diyabette insülin sekresyonu bozuktur. İlk faz insülin salgılanma bozukluğu ilk görülen anormalliktir.
3. İnsülin salgılama  kapasitesi  tip 2 şeker hastalarında baştan beri bozuktur.
4. Tip 2 Diyabette  pankreasdaki beta hücre kitlesi azalmıştır.
5. Beta hücreleri artan insülin ihtiyacını karşılayamaz
6. Kan şeker yüksekliğinin kendisi insülin hormon üretimini bozar ve insülin salınımı iyice azalır. Buna şeker zehirlenmesi (glukotoksisite) denir.
7. Bu nedenle erkenden ve etkili bir şekilde  kan şekerini normale getirmek Tip 2 diyabet tedavisinde çok önemlidir.

İnsülin salgısı bozulmadan kan şeklinde yükselme olmamaktadır. Bu nedenle pankreastaki Beta hücrelerinin normal fonksiyonda olması veya olmaması Tip 2 diyabette esas problemdir.

Yukarıda anlatıldığı gibi  tip 2 şeker hastalığı gelişimine neden olan 3 temel bozukluk vardır ve bunlar:

1. İnsülin hormonunun yetersiz salgısı ve pankreasdaki beta hücrelerinin azalması
2. İnsülin hormonunun etki gösteremesi (insülin direnci)
3. Karaciğerden şeker üretiminin artmasıdır


g) Tip 2 Diyabetin Gelişim Mekanizması

Tip 2 diyabet genetik olarak bu hastalığa eğilimi olan kişilerde ihtiyaçtan daha fazla kalori alımının devam etmesi durumunda ortaya çıkan bir hastalıktır.
 Tip 2 diyabete neden olan birçok genetik  bozukluk  vardır. Bu genetik bozukluklar neticesinde şeker metabolizmasında ve bu arada yağ ve protein metabolizmasında da bozukluklar oluşarak şeker hastalığı meydana gelmektedir.  
 Tip 2 diyabetli kişilerde hem insülin hormonu iyi çalışmaz ve etkisini gösteremez hem de pankreas bezinden salgılanan insülin hormonu  miktarında azalma vardır.
 İnsülin hormonunun etkisini gösteremediği yerler karaciğer, yağ ve kas dokularıdır. 
Pankraasdaki  insülin salgılayan beta hücrelerinde de zaman içinde giderek azalma oluşur. Bu hücreler azaldıkca da insülinin miktarı azalır ve kanda şeker yükselmeye başlar.
Kanda dolaşan yağ asitlerinin çok fazla olması ve bunların kandan dokulara girememesi de insülin hormon etkisini azaltmakta ve şeker hastalığına neden olabilmektedir.
İnsülin hormonunun vücudumuzdaki doku veya hücrelerde yeterince etkili olamamasına İNSÜLİN DİRENCİ (Rezistansı) adı verilir.  Demek ki tip 2 diyabette hem insülin salgılanmasında bozukluk hem de insülin hormonunun  yeterince etkili olamaması (insülin direnci) mevcuttur ve bu 2 bozukluk nedeniyle tip 2 diyabet oluşmaktadır.  Bu bozuklukar karbonhidrat metabolizmasında bozukluk olarak başlarsa da yağ ve protein metabolizmasında da bozukluklar beraber görülür.  Yağ ve protein metabolizmasındaki bozukluklar da  şeker hastalığının  göz, sinir ve damarlarda  hasar (komplikasyon) yapmasına veya hastalık ortaya çıkarmasına katkıda bulunur.
Tip 2 diyabetin sıklığının giderek artması şişmanlığın artmasına ve hareketsizliğe bağlıdır.
İnsülin direnci tip 2 diyabetli hastalarda şeker hastalığı ortaya çıkmadan yıllarca önce vardır.  Bu direnç nedeniyle pankreas bezi devamlı olarak fazla  insülin üreterek bu direnci yenmeye çalışır. Ancak bir süre sonra pankreas bezi artık yorulur ve yeteri kadar insülin salgılayamamaya başlar ve şeker hastalığı ortaya çıkar.  Bu süreçte önce gizli şeker ve sonra aşikar şeker hastalığı ortaya çıkar.
 İnsülin direncinin etkili olduğu yerler kaslar ve karaciğerdir. Kandaki şeker kaslar ve karaciğer tarafından çok miktarda alınır. Eğer direnç varsa yani insülin yeterince etkili değilse yemek sonrası kanda artan şeker kas ve karaciğere giremediği için kanda birikmeye başlar ve kan şekeri yükselir.  Yükselen kan şekerinin bir kısmı idrarla atılmaya başladığında beraberinde su atılımını artırdığından çok idrar yapılmaya başlanır. İdrarla çok su atıldığı için vücut susuz kalır ve bu defa susamaya ve çok su içmeye  başlanılır.
 İnsülin hormonu yağ dokusundan yağların çözülmesini engelleyen bir hormondur. İnsülin etkisi azalınca yağ dokusundan yağlar çözülmeye başlar ve kanda yağ asitleri veya yağlar artmaya başlar.
 Karaciğerde oluşan şeker üretimi sağlıklı kişilerde insülin hormonu tarafından baskılanır. Şeker hastalarında ise insülin etkisi olmadığından karaciğerden de aşırı miktarda şeker üretilir ve kan şekeri yükselir. Açlık kan şekeri 100 mg/dl ‘yi geçtiği andan itibaren karaciğerde  şeker üretimi artmış demektir.
İnsülin direnci kilolu kişilerde daha fazladır ve o yüzden kilo arttıkça bu direnç artar ve şeker hastalığı görülme olasılığı  yükselir.  Özellikle yağın karında iç organlar etrafında birikmesi şeker hastalığı riskini iyice artırır.
Yağ dokusundan  çözünen  yağ asitlerinin  kanda çok artması hem insülinin çalışmasını bozar hem de bu yağların depolanmaması gereken pankreas gibi dokularda depolanması da şeker hastalığı gelişimine katkıda bulunur.
Yağ dokusundan salgılanan  leptin, adiponektin, TNF-alfa gibi hormonların fazla veya azlığı da şeker hastalığı gelişimine   katkıda bulunur.

h) Tip 2 Diyabet  Oluşumunda  Beslenmenin Yeri

Yavaş sindirilen,  liften zengin besinlerin  bizi şeker hastalığından koruması mümkündür.  Lifli yani posalı gıdalarla beslenen kişilerde  tip 2 diyabet  gelişme sıklığı azdır. Harvard Tıp Fakültesinden Prof. Willet’in  yaptığı  30 yıllık bir beslenme ve hastalık ilişkisi çalışmasında  tahıllı liflerden fakir ve glisemik yükleri yüksek besinlerle beslenen kişilerde  tip 2 diyabet riskinin arttığı saptanmıştır. Tam tahıl yiyenlerde rafine yani işlenmiş tahıl yiyenlere göre şeker hastalığı daha az görülür. Bu yüzden beyaz ekmek yerine tam buğday unundan yapılmış ekmek yemek çok büyük önem taşır.
Sebze ve meyve ile daha çok beslenmek, baklagilleri ve tam tahılları daha fazla tüketmek bizi şeker hastalığından korumaktadır.
İnsülin hormonu  sıvı yağ tüketen kişilerde  daha iyi çalışmaktadır. Bu nedenle margarin gibi katı yağlar yenmemelidir.  Omega –3 alımı  şeker hastalığını önlemektedir.  Omega 3 alımını artırmak için balık tüketimini artırmak gerekir.
 D vitamini eksikliği de insülininin çalışmasını bozmaktadır. D vitamini eksikliği varsa giderilmelidir.

i) Tip 2 Diyabet İçin Kimler Risk Altındadır?

Aşağıda sıralanan nedenler bir kişide  varsa tip 2 diyabet gelişmesi riski artmış demektir.

Şişman veya kilolu olanlar
Bel çevresi 90 cm’den fazla olanlar
Hareketsiz yaşayanlar
Sigara içmek
Alkol kullanmak
Düşük lifli gıdalarla beslenmek (sebze-meyve az tüketmek)
Margarin yemek
Balık az yemek
Yaşın ileri olması ( özellikle 45 yaş üzeri  risk artar)
kadınlarda daha fazla görülür
Genetik eğilim
Önceki gebelikte kan şekerinin  yüksek olması
Ailede şeker hastalığı olması
Tansiyon yüksekliği
Kan yağlarında yükseklik olması
Horlamak veya gece uykuda nefes durması
Polikistik over (yumurtalık) bulunması
Kanda insülin hormonunun yüksek olması
Homosistein yüksekliği